| 46.Türk Pediatri Kongresi Muhteşem Bir Açılışla Başladı |
|
|
|
|
Bu yıl Çeşme Sheraton Otel’de gerçekleşen 46. Türk Pediatri Kongresi yine muhteşem bir açılışla Yüce Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere armağanı olan Gençlik ve Spor bayramında başladı. Açılış konuşmasında kongre sekreteri Prof Dr Hilmi Apak Türk Pediatri Kurumunun kuruluşundan bu güne kısa bir öyküsünü sundu ve Avrupa Pediatri Derneği (EPA/UNEPSA) ile ilişkilerini, Yönetim Kurulu üyelerimiz Prof Dr Fügen Çullu Çokuğraş ve Prof Dr Mehmet Vural’ın bu dernekte başkan yardımcılığına kadar yükseldiklerini, üyelerimiz için Avrupa Pediatri Derneğince sağlanan kolaylıklardan bahsetti. Üyelerimiz yıllık 50 Avro gibi özel bir yıllık aidat ödedikten sonra derneğin yayını olan Cochrane Dergisine üye olacaklar, hem de 4 Aralıkta Londrada yapılacak olan Excellence in Pediatrics, 2011 de Viyana’da yapılacak olan Avrupa Pediatri Kongresine özel fiyatlarla gidevbilecekler. Bunun dışında yapılması planlanan Avrupa Pediatri Derneği eğitim toplantılarında yer alabilecekler. Dr Apak ayrıca bu yıl ilk olarak Türkiye’de çocuk hekimliğinin gkurulmasına ve gelişmesine katkıda bulunan hocalarımızın anılarına toplantı salonlarına isimlerinin verildiğini, sonraki toplantılarda bu geleneğin devam edeceğini söyledi. Ayrıca bu yılki IPA kongresinde yapılacak olan seçimlerde 2016 Dünya Pediatri Kongresinin Türkiyede yapılabilmesi için Milli Pediatri Derneği ile elele adaylığımızı koyacağımızı duyurdu. Kongre Başkanı Prof Dr Fügen Çullu Çokuğraş, ülkemizde hekimliğin geldiği noktayı hatırlatarak hak ettiğimiz saygınlığın yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguladı. Her yıl olduğu gibi çocuklar için bir sosyal konuya ağırlık verildiğini, bu yıl “Çocuk ve Şiddet” konusunun tartışılacağını anlattı. Dernek Başkan Prof Dr Haluk Çokuğraş’ın konuşmasında şiddeti öğrenen çocuğun şiddeti uyguladığı gerçeğini öğrendik. Derneğimizin Onursal Başkanı Prof Dr Özdemir İlter dünyadaki gerçeklerden bahsetti ve bir yıl içinde ölen çocukların kurtulması için gereken bütçenin dünyadaki pek çok harcamanın altında olduğunu hatırlattı. Örneğin sigara veya golf oyunları için harcanan paraların bu gereksinimin çok çok üstünde olduğunu üzülerek öğrendik. İlter Hocamız insanların dürüst olmasının çok önemli olduğunu hatırlatarak sahte maske takınan insanoğlunun gerçek görevi olan sevgi ve yardımlaşmayı gitgide unuttuğunu toplumlarda çocuklar arasında bile kadın erkek ayrımının yüzyıllardan beri süregeldiğini, bunun düzelmesi gerektiğini vurguladı. Çocuk ve Şiddet konulu panelde ilk konuşmayı yapan Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof Dr Ali Ergur günümüzde gelinen noktada hiçbir işin, hiçbir ilişkinin garantisinin olmadığı hissi nedeniyle insanların sürekli tedirgin olduğunun altını çizdi ve kimlik kaygısının nedenlerinin irdelendiğinde üretim olmamasının sonucunda tüketimin kimlik belirteci olarak ön plana çıkarılmak zorunda kalındığını ama bu kişiliğin ise kırılgan olduğunu söyledi. Günümüzde suç ile suç olmayanın ayırımının da kolay olmadığını insani gerçeklerin zamanla değiştiğini vurguladı. İktidar konumundaki insanların (baba, patron, ve her türlü iktidar) kişiliklerini, güçlü olmayan kişiler üzerinden göstermesinin mahzurlarına değinerek eski hak anlayışlarının aksine asimetrik güç kullanıldığını, bunun artık geçerli kabul edildiğini belirterek; çocukları eski değerlerimize göre himaye etmemiz gerektiğini, oysa çocukların nesne gibi algılandığını anlattı. İstanbul Üniversitesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı Başkanı Prof Dr Levent Kayaalp tarihsel süreç ile çocuk ve şiddeti ilişkilendirdiği ilginç ve güzel konuşmasında tarihteki katliamların ortak özelliklerinin yok etme amaçlı olduğunu, hedefi ortadan kaldırmak yerine beden bütünlüğünü bozma saldırıları ile karakterize olduğunu belirterek “yıkıcılık içgüdüsel midir?” sorusuna çok uzun süredir aranan yanıtlardan bahsetti. Bu katliamları yapan kişilerin katil olmaması; aksine normal gözüken insanların olması nedeniyle Einstein’ın savaş gerçeği ile nasıl baş edileceği sorularına yanıt ararken Freud’a gönderdiği mektuptan ve yanıtlarından alıntı yaparak aşk ve nefretin birlikteliği gibi aşk ve ölüm duygularının çatışmasından ve şiddete etkisinden bahsetti. Dürtüleri baskılayabilecek olgunun kültür ve uygarlığın gelişmesi olduğunu düşündürdü. Hayvanlarda bile üstünlük sağladıktan sonra geri çekilme gibi davranışların dürtüleri baskıladığı bir ortamda insanların şiddet davranışlarının altında uzun süren bağımlılık duygularının karşılığında ortaya öfke, çaresizlik, nefret, kırılganlık gibi dürtüleri arttıran hislerin yattığını anlattı. Mizah gibi kabul edilebilir bir saldırganlık yerine psikopat bir kültürün dünyayı sardığını ve arzuları bastırmak yerine artık hiç çekinmeden sanki bir hakmış gibi lanse edildiğini anlattı. Bireysel hakların ortadan kaldırılıyor gibi gösterilmesiyle insanların çeşitli grup ve topluluklara yönelerek kimliklerini oluşturmaya çalıştıklarını, örneğin vatandaşlık duygusunun yerini bazı gruplara üye olarak (örneğin Harley Davidson kullananlar) kişilik geliştirmenin moda haline getirilerek ayrışma yaratıldığını söyledi. Dizilerde bize kabul ettirilmeye çalışılan perversiyon kültürüne değindi. Örneğin sert bakışlı, az konuşan, silah yani güç sahibi, kendi kanununu koyan ama aslında duygusal ve kültürel boşluğu olduğu için bunları yapan rollerin günlük dizilerde önümüze getirildiğini ve çocuk doktorları olarak görevlerimizi hatırlattı. Ailede erkek ve kadın rol modellerinin doğru oluşturulmasını değer sistemlerinin aile dışında değil aile içinde kurulması gerektiğini ve sağlam bir aile yapısı düzenlenmesini desteklediğini belirtti. Daha sonra İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezinden Avukat Aşkın Topuzoğlu, Çocukları koruma kanunlarından bahsederek şiddete uğramış çocuğu bildirmemenin bile aslında suç teşkil ettiğini söyledi.
Bir sonraki Türk Pediatri Kongresinin de 2011 yılında Yavruvatan Kıbrıs’ta Kaya Artemis Otel de gerçekleşeceğini duyurarak 46. Kongremizi başlattık. Konuşmacılardan izin alabildiğimiz ölçüde konuşma slaytlarını da her zaman olduğu gibi sitemizde yayınlayacağız.
|
||||



Almanya Berlin Tıp Fakültesinden Prof Dr Gerhard Gaedicke anemi tanısındaki yeniliklerden bahsederek gelecekte retikülosit sayısı yerine retikülosit MCH ın da tanıda alacağı yerden bahsetti. Daha sonra bilimsel programın tamamlanmasının ardından her Türk Pediatri Kongresinde olduğu gibi akıllarımızdan çıkmayacak güzellikte ve ihtişamda bir açılış kutlamasına tanık olduk. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımızın da havai fişek ve marşlarla kutlandığı açılışta çocuk hekimleri ve çalışanlar yorgunluklarını Çeşme Kalesinin muhteşem tarih ve görsel güzellik ve zenginliği ile attılar.